Herkes bu yazıları yazmadan önce muhakkak bir kaç defa düşünüyordur, "acaba yazmalı mıyım?" diye, ama geçmişine baktığında eli kaleme gidiyor ve yazmaya başlıyor insan. yani bunlar boşu boşuna yazılmış yazılar değil, mutlaka insanın içini kurcalayan bir şeyler vardır geçmişiyle ilgili. İşte aynen ben de bu nedenden dolayı bu yazılarımı yazma ihtiyacında bulunuyorum ve bundan sonra da yazmaya devam edeceğim.
Bu sefer paylaşmak istediğim konu, geçmişe mi kafa yormayı ve one göre mi yaşamı devam ettirmeli, yoksa geleceği mi düşünerek yapmak istediklerimiz yapmalıyız...
Muhakkak her insan geçmişinde bir kaç acı olay yaşamıştır. Bu "acı olay" meselelerinden birisi de "AŞK" tır. İnsanoğlu bir ilişkiye başlar ve çoğu kez elinde olmayan sebeplerden dolayı ilişkisini bitirir. Bu malesef hayatımızın bir parçası ( tabi bazılarımız ilişkiye başlayamadan her şeyi bitirir!! ), ama tabi ki aramızda şanslılar da var, başladığı ilişkiyi sonsuza kadar devam ettirmeyi başarmış...
Bu genel bilgilerden sonra asıl anlayamadığım konuya gelmek istiyorum. Bir ilişki sona ermişse, ermiştir. Hele ki geri dönüşü yoksa, hiç uğraşmamak gerekir. Tüm bunları biliyoruz da ne diye geçmişimizi kurcalıyoruz??? Adı üstünde "GEÇMİŞ"-- Geçmiş ve BİTMİŞ -- Bu sözümden sonra " İnsanın içindekiler geçmiyor ve bitmiyor! " dediğinizi duyar gibiyim. Bu da bir neden tabi geçmişi düşünmemizin, ama nedense bunu söylerken geleceği hiç düşünmeyiz. Hep geçmişe bakarız, yaşanmışlıklara kafa yorarız hiçbir faydası olmadığı halde.
Size yaşanmış bir olayı anlatmak istiyorum bu olayla ilgili. " Bir tarafta çevresi tarafından beğenilen, tatlı ve sevecen tavırlı, ama sevgilisinden ayrılalı 5-6 ay olmuş bir çocuk, diğer tarafta da çocuk gibi sevgilisinden yeni ayrılmış bir genç kız. Bir gün bu iki insanın yolları kesişiyor ve bir şekilde tanışıp, arkadaş oluyorlar. Öyle bir arkadaşlıkları oluyor ki, her gün konuşuyor ve dertleşiyorlar. Ama bu geçen günler içerisinde ikisinin de aklında " Geçmiş " var. İkisi de unutamamış o güzel günleri. Yalnız belli bir süre sonra çocuk cesaretli davranıyor ve geçmişini sadece tecrübe olarak kabul edip, tanışmış olduğu kızı sevmeye karar veriyor ve bunu da başarıyor. Tabi sevmesinin başka bir nedeni de kızın kendisine olan hal ve davranışları. Sanki kız da bir ilişkiye başlamak istermiş gibi davranıyor bu süre zarfında. Eğer kız çocuğa soğuk davranmış olsaydı, kendisinden çok emin ki sevmezdi. Belli bir zaman sonra çocuk kıza açılıyor ve sevdiğini söylüyor. Yalnız, kız çocuğa karşı bir şeyler hissetmesine rağmen zaman istiyor. Zaten çocuğun beklemek gibi bir sorunu yok, kızı da anlayışla karşılıyor ve sevmeye devam ediyor sanki ilerde bir şeyler olacakmış gibi. Bu zaman içerisinde hep ümit ediyor, kızın da kendisinin yaptığı gibi " Geçmiş " ini sadece " Tecrübe " olarak görmesini bekliyor. Yalnız bunu yapamıyor kız --bunu yapamıyor--, her bir olaydan sonra geçmişine sığınıyor ve çocukla olan ilişkisini tehlikeye atıyor. Çocuk bunun farkına vardığında kızın üstüne daha çok gidiyor, her ne kadar yaptığının yanlış olduğunu bilse de, ama durduramıyor kendisini ve devam ediyor kızın üstüne gitmeye. En sonunda kız çok bulanıyor bu aşırı ilgiden ve yapamayacağını söylüyor. Çocuk her şeyini bırakmış, sevmeye hasret, ama karşı taraftaki " SEVDİĞİ KIZ " sevgisine karşılık veremiyor. Çocuk anlam veremiyor, hep " neden, ne yaptım ben?? " diyor kendisini sorgularcasına. Hep kızın söylediği sözler yankılanıyor beyninde: " Sen benim için biçilmiş kaftansın, ama yapamıyorum, olmuyor, seni sevemiyorum. Senin bana hissettiklerini ben sana hissetmiyorum!! Çok üstüme geldin, beni zorladın, üzgünüm, ama ilgiyi abarttın!! " Çocuk, kızın bu sözlerinden sonra anlıyor her şeyi. Bir insan kendisine göre biçilmiş kaftan olduğu halde karşı taraftakini sevemiyorsa, o kişi geçmişini özlüyor demektir. Bu durumda çocuğa yol gözükmüştür. Her ilişkisinde olduğu gibi, bunda da bırakılan taraf olmuştur. Ama kendisini şanslı hissetmektedir, çünkü gereken her şeyi yapmış ve sevgisini göstermiştir, en azından " SENİ SEVİYORUM " diyebilme cesaretinde bulunmuştur. Kendisini avutmak içinse " Sevemeyenler utansın!! " deyip, yoluna devam etmiştir. Bu olaydan belli bir zaman sonra çocuk kızı tekrar görür ve dertleşirler yine, tıpkı ilk zamanlar yaptıkları gibi. Konuşma esnasında çocuk görür ki, kız hala mazide yaşamakta ve eskisini düşünmektedir. Çocuk bu durumdan sonra gülümser ve yoluna devam eder, çünkü onun için mazi sadece tecrübedir.
Biraz uzun hikaye, ama anlatmak istediklerimi ancak bu şekilde anlatabilirdim.
Şimdi size soruyorum: Geçmiş mi yoksa gelecek mi? Hangisine daha çok önem verilmesi gerekir?? Karar sizin...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

1 yorum:
mayk sen bliosn hangisine bakman gerektiğini ;) önemli olan da bu...
Yorum Gönder